Image

Tarihi Demirci Döner Lokantası, lezzetini Aksaray’daki ödüllü restoranına iki şehirden taşıyor

Döner işini severek ve bilerek yapan, dolayısı ile müşterilerini memnun eden mekanların sayısı artıyor. Bunlardan biri olan Aksaray’daki Tarihi Demirci Döner Lokantası, ürünlerinin lezzetini tasarım ödüllü mekanına iki güzide Anadolu kentinden taşıyor.

Bilenler bilir, Osmanlı İmparatorluğu’ndan bu yana Fatih semti, yeme içme mekanları ile nam salmıştır. Birbirinden iddialı restoranları, esnaf lokantaları, her gün binlerce insanı ağırlar. 

Biz de bu tarihi semtin yakın zamanda İstanbul Anadolu Yakası’nda da adından çok sıklıkla söz ettireceğine inandığımız bir güzel işletmesine konuk olduk. Aksaray’da İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün hemen yanında bulunan turizmin yeni gözdesi Dosso Dossi Oteli’ne birleşik mekanda hizmet veren Tarihi Demirci Döner Lokantası’nın lezzetlerini tatma fırsatı bulduk.

Restoranın ana yemeği adından da anlaşılacağı gibi döner. Rahat, ferah bir mekanda, şık bir sunum ile geliyor sipariş ettiğiniz ürünler. Siparişinizi, deneyimli garsonun tercihine bırakabildiğiniz gibi gramaj ile de söyleyebiliyorsunuz. Çok iyi kalite lavaş ekmeği ile servis edilen et döner, hakikaten ayrıcalıklı. Lezzeti ve pişirilme kıvamı en üst noktada. Tam anlamı ile yüzde 100 yaprak döner.

“İŞİMİZİN BİLİNCİNDEYİZ”

En az bizler kadar okurlarımız da biliyor ki, iyi bir işletmede patron her daim işinin başında bulunmalıdır. Gerektiğinde bir orkestra şefi gibi tüm mekanı yönetebilmelidir.  Bu ilgili mekanın farkını ortaya koyan iyi bir ayrıcalıktır. Tarihi Demirci Döner Lokantası da bu ayrıcalığı yaşıyor ve yaşatıyor misafirlerine.

Restoranın kurucusu, kasaplık mesleği büyük dedelerine kadar uzanan girişimci Orçun Ongun ile mekanda tanışma fırsatı bulduk. İyi eğitim almış; Türkiye’nin yüzakı lise ve üniversitelerinden mezun olduktan sonra eğitimini Almanya’da da devam ettirmiş. Kendisine etin lezzet sırlarını sorduk. Aldığımız yanıt ilginç. “Dünyanın en değerli işini yapıyoruz” diyen Ongun, “Çünkü en temel ürünü ve yaşamsal hakkı sunuyoruz. Herkes en sevdiklerini alarak restoranımıza geliyor. Tabi ki çocukları başta olmak üzere sevdiklerine en iyi kalite ürünü tattırmak istiyor. Biz de bunun bilinci ile hareket ediyoruz” diyor.

LEZZET İKİ ŞEHİRDEN

Günümüzde herkesin damak zevkinin geliştiğini dile getiren Ongun, “Yeme içme konusunda bilincin çok yükseldiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Dolayısıyla kıyma etten döner yaptığınızda halkımız tabi ki anlıyor. Biz memleketimiz olan Isparta’nın danası ve Çanakkale-Biga kuzusundan yaprak döneri günlük olarak hazırlıyoruz. Farkımızı görüp lezzetimizi beğenen müşterilerimiz bizi dostlarına anlatıyor. Kulaktan kulağa olan tavsiye ile yapılan reklam bizi İstanbul’da tanıttı. Aksaray’dayız ancak kentimizin dört bir tarafından müşterilerimizi ağırlıyoruz” diye konuşuyor.

Önden alınan çorba kemik suyundan. Orçun Ongun, “Etimizi kendimiz hazırlıyoruz demiştim. Çıkan kemiği de kaynatarak et suyunu çorbada kullanıyoruz. Restoranımıza giren etin her yönü değerlendiriliyor” diyor. Tarihi Demirci Döner Lokantası’nın yalnızca baklavası başka bir tedarikçinin elinden çıkıyormuş. Havuç baklavanın da rayihası ile birlikte özenle hazırlandığını belirtelim.

ÖDÜLLÜ RESTORAN

Restoran, iç tasarımı ile de farkını ortaya koyuyor. Mimar Umut Cem Çağlayan’ın kurucusu olduğu Caglayan Architects tarafından Tarihi Yarımada’nın nostaljik atmosferine uygun olarak tasarlanmış Tarihi Demirci Döner Lokantası.

Bugüne kadar Borusan Holding, Doğuş Grubu, Duracell ve Mutlu Akü’nün de aralarında olduğu pek çok kurumsal firma için tasarladığı restoran ve ofis projeleriyle tanınan Caglayan Architects, Fatih’teki Tarihi Demirci Döner Lokantası’nın iç mekanını ferah, kullanışlı, bir o kadar da nostaljik dokunuşlarla beğenilere sunmuş. Lokantayı ait olduğu tarihsel bağlam içinde ele alan Caglayan Architects kurucusu Mimar Umut Cem Çağlayan, Tarihi Yarımada’nın renklerini ve dokularını taşıdığı restoranda, misafirleri geçmişten günümüze bir lezzet yolculuğuna çıkartmayı hedeflemiş.

Ongun, tasarım konusunda şu bilgileri veriyor:

“150 m2’lik restoranımızda gök mavisi karo çiniler, çini renkleriyle uyum sağlayan pastel sarı renkler, eskitme aynalar, geçmiş mimari akımlara göndermelerde bulunan duvar çıtaları kullanıldı. Böylece, tarihsel bağlamı iç mekanlara yansıttılar. Ödül alan bu tasarımı tüm şubelerimizde uygulayacağız. Tasarımın ana hatlarına bağlı kalarak, sadece her yerin özelliğine uygun minik dokunuşlar yapacağız. Restoranımızın iç tasarımının Fransa’da ödüllerle döndüğünü iftiharla belirtmek isterim”.