Kayra TV’de yayınlanan “Meliha Okur ile Anlat Bana” programına konuk olan İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinin stratejik önemine dikkat çekerek “Avrupa Birliği için Türkiye sadece bir pazar değil aynı zamanda güvenlik, tedarik ve istikrar köprüsüdür. Avrupa’nın huzuru büyük ölçüde Türkiye’den geçiyor” dedi
YouTube üzerinden yayın yapan Kayra TV’de Meliha
Okur’un hazırlayıp sunduğu “Meliha Okur ile Anlat Bana” programının bu haftaki
konuğu İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan oldu.
Programda Türkiye’nin sanayi politikaları, Avrupa Birliği ile ilişkiler,
küresel ticarette değişen dengeler, tedarik zincirleri ve yeşil dönüşüm süreci
ele alındı.
Türkiye’nin sanayi gücünün sadece ekonomik değil aynı
zamanda jeopolitik açıdan da kritik bir rol üstlendiğini vurgulayan Bahçıvan,
Avrupa Birliği ile ilişkilerin stratejik bir perspektifle ele alınması
gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinin uzun bir
geçmişe dayandığını belirten Bahçıvan, özel sektörün bu süreçte önemli rol
oynadığını söyledi.
“AB ile ilişkiler dün başlamadı”
İstanbul Sanayi Odası ve İstanbul Ticaret Odası
tarafından 1962 yılında kurulan İktisadi Kalkınma Vakfı’nın AB ile entegrasyon sürecinin
önemli bir kilometre taşı olduğunu hatırlatan Bahçıvan, “İktisadi Kalkınma Vakfı’nın temel amacı Avrupa Birliği’ne giden
yolculuktaki özel sektörün gelişimini, girişimini ve kurallara uyumunu
oluşturabilmek. O günden bugüne ortada olmayan devletler bile AB üyesi oldu. Bizim
Avrupa Birliği ile olan hikayemiz dün, bugün hatta 1996 yılındaki Gümrük
Birliği ile başlamış olan bir süreç değil. Avrupa Birliği’nin neredeyse
kurulduğu dönemden beri biz bu yolculuğun aday ülkesi, hedef ülkesi ve önemli
paydaşı olma noktasında bir yol haritası gütmüşüz. O nedenle de Avrupa Birliği
yolculuğundan bizim asla ve asla taviz vermememiz gerekiyor. Bütün inancımızla,
bütün cesaretimizle ve altını çizerek söylüyorum hakkımızı koruyarak bu
yolculuğun içindeki tüm dönemlerden başarılı çıkmamız gerekiyor” dedi.
“Avrupa
Birliği’nden alacağımız var”
“Tabii ki tam üyelik, Gümrük Birliği, mevcut
durum ayrı bir konu. Ama Made in Europe’da hakikaten bu konudaki önemli dönemeçlerden
bir tanesiydi. Aksi bir netice alınması tabii ki bizim için son derece
yıpratıcı olurdu ve çok ciddi anlamda bir haksızlıkla karşı karşıya kalırdık”
diyen Bahçıvan, “Bu konuda hem bizim özel sektör olarak yaptığımız lobiler hem
de Ticaret Bakanlığımızın bu konudaki müzakerelere dahil olarak bu noktadaki
haklılığımızı en net şekilde ortaya koyması etkili oldu. Ve nihayet bu konu
belli bir risk noktasına gelmeden istediğimiz haliyle şu an için neticelenmiş
gözüküyor. Fakat şunu unutmamalıyız ki AB süreci her gün taze tutulması gereken
ve her gün nerede tehdit var, nerede gücümüz ve fırsatımız var, bunu düşünmemiz
gereken bir süreç. Bugün bir şey elde ettik, kenara çekilelim deme lüksümüz
yok. Bu uğurda eğer bu kadar yıldan beri bir yatırım yapıyorsak, bu kadar
yıldan beri bir çaba gösteriyorsak ve haklı olduğumuza inanıyorsak, sürekli
olarak gerek iş dünyası, gerek hükümetimiz, gerek bürokrasimiz el ele vererek bu
konudaki mücadelemizi sürdürmemiz gerekiyor. Bunun için de lobi faaliyetleri yapmak
gerekiyorsa yapacağız, kavga etmek gerekiyorsa edeceğiz. Ama ben inanıyorum ki
Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelerinden ciddi bir alacağı var. Ve bu alacağı
vazgeçmeden, inatla ve ısrarla sürdürmek zorundayız” dedi.
“Türkiye, AB için büyük bir pazar”
Türkiye’nin Avrupa Birliği için yalnızca bir üretim
merkezi değil aynı zamanda önemli bir pazar olduğunu ifade eden Bahçıvan, iki
taraf arasındaki ekonomik ilişkinin karşılıklı bağımlılık içerdiğini söyledi. Bahçıvan,
Avrupa Birliği’nin toplam ihracatı içinde Türkiye’nin önemli bir konuma sahip
olduğunu belirterek “Avrupa Birliği bizim en büyük pazarımız ama biz de Avrupa
Birliği için çok büyük bir pazarız. AB ülkelerinin toplam ihracatına
baktığımızda Türkiye ilk beş pazar arasında yer alıyor. Bu gerçek bizim
müzakere gücümüzü artıran önemli bir faktör” dedi.
Küresel ticaret sisteminde önemli değişimlerin
yaşandığını belirten Bahçıvan, bloklaşmaların ve yeni ticaret anlaşmalarının
önümüzdeki dönemde daha fazla gündeme geleceğini söyledi. Bahçıvan, “Avrupa
Birliği’nin farklı ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarını dikkatle
analiz etmemiz gerekiyor. Bu süreçte topyekûn ret ya da koşulsuz kabul yerine
ülke bazlı ve sektör bazlı analizlerle yeni fırsatlar yaratmamız mümkün” dedi.
“Türkiye, AB için güvenlik ve istikrar
köprüsü”
Küresel jeopolitik gelişmelerin Avrupa’nın güvenlik
algısını değiştirdiğine dikkat çeken Bahçıvan, Türkiye’nin bu noktada kritik
bir rol oynadığını söyledi. Bahçıvan, “Bugün Avrupa Birliği’nin çevresine
baktığınızda istikrar açısından en güvenli ve en güçlü ülkenin Türkiye olduğunu
görüyorsunuz. Türkiye adeta huzursuzluk ile huzur arasında bir köprü konumunda.
Yani Avrupa Birliği için Türkiye sadece bir pazar değil aynı zamanda güvenlik,
tedarik ve istikrar köprüsüdür. Avrupa’nın huzuru büyük ölçüde Türkiye’den
geçiyor. Bu köprünün değeri Avrupa tarafından çok daha iyi anlaşılmalı” dedi.
Avrupa Birliği ile ilişkilerin yeni bir döneme
girdiğini ifade eden Bahçıvan, Türkiye’nin bu süreçte daha özgüvenli bir
yaklaşım benimsemesi gerektiğini vurguladı. Bahçıvan, “Türkiye artık eski
Türkiye değil. 86 milyonluk nüfusu, güçlü üretim kapasitesi ve stratejik
konumuyla Avrupa için vazgeçilmez bir partner. Bu gerçeği hem Avrupa’nın hem de
bizim daha net görmemiz gerekiyor” diye konuştu.
“Zor dönemlerin tedarikçisi Türkiye”
Pandemi döneminde Türk sanayisinin gösterdiği
performansın küresel ölçekte dikkat çektiğini belirten Bahçıvan, Türkiye’nin
kriz zamanlarında güvenilir bir üretim merkezi olduğunu söyledi. Bahçıvan,
“Covid döneminde dünyanın birçok yerinde üretim dururken Türk sanayisi
çalışmaya devam etti. Organize sanayi bölgelerimizde üretim hiç durmadı.
Türkiye zor dönemlerin üreticisi ve tedarikçisi olduğunu o süreçte çok net
şekilde gösterdi” dedi.
“Yeşil dönüşüm Türkiye için önemli bir
fırsat”
Programda sanayide yeşil dönüşüm konusuna da değinen
Bahçıvan, Türkiye’nin bu alanda önemli bir ilerleme kaydettiğini söyledi. Yenilenebilir
enerji yatırımlarının hızla arttığını belirten Bahçıvan, “Güneş ve rüzgar
enerjisine yapılan yatırımlar hızla artıyor. Türkiye yeşil dönüşüm konusunda
birçok ülkeyle kıyaslandığında oldukça güçlü bir performans gösteriyor. Bu
süreç Türkiye için aynı zamanda önemli bir rekabet avantajı yaratabilir”
ifadelerini kullandı.
Programın izlemek için lütfen linki tıklayınız:
